Türkiye'de vatandaşın kredi kartı ve ihtiyaç kredisi borçları rekor seviyelere ulaştı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, son bir yılda kredi kartı harcamaları %42, ihtiyaç kredisi kullanımı ise %44 arttı. Toplam borç ise %37,7'lik bir artışla 4 trilyon lirayı aştı. Bu durum, vatandaşın ekonomik sıkıntılarının giderek arttığını gözler önüne seriyor.
Borçlanma Neden Artıyor?
Vatandaşın borçlanma eğilimindeki bu artışın birçok nedeni bulunuyor. Bunlardan bazıları:
- Enflasyon: Yüksek enflasyon, vatandaşın alım gücünü düşürüyor ve temel ihtiyaçlarını karşılamak için bile kredi kartlarına yönelmesine neden oluyor.
- Faiz Oranları: Yüksek faiz oranlarına rağmen, vatandaş borçlanmaktan çekinmiyor. Bu durum, nakit ihtiyacının ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.
- Ekonomik Belirsizlik: Geleceğe dair belirsizlikler, vatandaşları daha fazla harcama yapmaya ve borçlanmaya itebiliyor.
BDDK verilerine göre, 21 Mart 2025 itibariyle tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı harcamalarının toplam tutarı 4 trilyon 40 milyar lira seviyesinde. Vatandaşın bankalara olan borcunun dağılımına bakıldığında ise:
- Konut kredisi: 543 milyar lira
- Taşıt kredisi: 66 milyar lira
- İhtiyaç kredisi: 1 trilyon 550 milyar lira
- Bireysel kredi kartı harcamaları: 1 trilyon 880 milyar lira
Takipteki Alacaklarda Büyük Artış
Vatandaşın borç yükü artarken, bankaların takipteki alacakları da ciddi oranda yükseldi. Mart 2024'te 54 milyar lira olan takipteki alacak tutarı, %175'lik bir artışla Mart 2025 itibariyle 148.6 milyar liraya ulaştı. Bu durum, ödeme güçlüğü çeken vatandaşların sayısının arttığını gösteriyor. Bu durum bankalar açısından da risk oluşturuyor. Kredi kartı borçlarının ve ihtiyaç kredisi borçlarının ödenmemesi durumunda, bankaların karlılıkları olumsuz etkilenebilir.
Ekonomistler, vatandaşların borçlanma alışkanlıkları konusunda uyarılarda bulunuyor. Özellikle kredi kartı kullanımında daha dikkatli olunması ve gelir-gider dengesinin korunması gerektiği vurgulanıyor. Aksi takdirde, borç sarmalına girmek ve finansal sıkıntılar yaşamak kaçınılmaz olabilir.
Vatandaşın borç yükündeki bu artış, ekonomik istikrarın sağlanması ve enflasyonla mücadele konusunda daha etkili adımlar atılması gerektiğini gösteriyor. Aksi takdirde, borçlanma eğilimi artmaya devam edecek ve bu durum, hem vatandaşın hem de ekonominin geleceği için ciddi riskler oluşturacaktır.